Avrupa’yı gezmiş dolaşmış olanlar bilir, herhangi bir ülkenin küçük bir kasaba yada beldesinde bile ayakta duran harabe bir duvar, çeşme, şapel vb tarihi yapılar o bölgenin adının duyulmasına ve turizmine önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tarihi alan ve yapılar, kafeteryaları, restoranları, tur hizmetleri ve hediyelik eşya dükkanlarıyla birlikte her sene yüzbinlerce, milyonlarca ziyaretçi ağırlamaktadır. İzmit kenti ise tarihsel zenginlik anlamında potansiyeli yüksek olmasına rağmen Türkiye’nin bu anlamda en talihsiz kentidir. Bu ayki yazımda hakkettiği ilgiyi ve değeri bir türlü bulamamış “İzmit Kent Tarihi” sorunsalından bahsedeceğim.
Öncelikle, İzmit tarih boyunca yaşadığı doğal afetler ve insan faktörleri nedeniyle bugün Nikomedia’nın çok az somut mirası görülebilir durumdadır. Antik kaynaklar, Nikomedia bölgesinde son 2.000 yılda 300’e yakın yıkıcı deprem ve 40 civarında tsunami olduğunu göstermektedir. Ancak tarihi boyunca şiddetli depremlerle yıkılan şehir her seferinde yeniden inşa edilmiş, üzerinde 2.300 yıldır aralıksız yaşam olan bir yerleşim yeridir. Bu durum İzmit’in jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca ticaret güzergahları üzerinde yer almıştır. Korunaklı bir iç deniz olmasından dolayı her zaman donanma kenti olmuştur. Roma İmparatorluğu’na 46 sene başkentlik yapmıştır. İzmit tarihsel hiyerarşide İstanbul’un ağabeyidir. İzmit’ten geçmeden Avrupa’ya gidemezsiniz.
İzmit kentindeki mevcut yerleşimlerin bazıları özellikle son 50 yıldan fazla bir süredir arkeolojik sit alanlarında inşa edilmiştir. Antik kent Nikomedia’nın üzerine Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde kentsel alanlar inşa edilmiş ve günümüze kadar çok az somut miras kalabilmiş, bu da somut kültürel mirasların kent belleğinden kopmasına neden olmuştur. Kocaeli gibi sanayileşmiş bir şehirde istihdam fırsatları bulmak için ülkenin az gelişmiş bölgelerinden gelen yoğun göç hareketleri ile bu sorunu derinleşmiştir. İzmit’in tarihi mirası dikkate alınmadan, kontrolsüz konutlar ve kentin plansız genişlemesi nedeniyle Nikomedia’nın önemli arkeolojik kalıntıları feda edilmiştir.
500’den Fazla Kültür Varlığı
İzmit’te yaşayanların çoğu şehirlerinin tarihi değerinin farkında bile değildir. İzmit sınırları içerisinde tescilli 500’ü aşkın kültür varlığı bulunmaktadır. Örneğin şehir merkezine 1 dakika mesafedeki tarihi tren garının arkasında, 6.000 kayıtlı Nikomedia mirasının(madeni paralar, etnografik eşyalar, heykeller ve mermer yapı kalıntıları) sergilendiği bir arkeoloji müzesi bulunmaktadır. Bu müzeye gelen ziyaretçi sayısı 2.500/ay civarındadır, bu da toplam İzmit nüfusunun (yaklaşık 400 bin) sadece %0.6’sının müzeyi ziyaret ettiği anlamına gelmektedir. Kasr-ı Hümayün, Pertev Paşa Camii, Fevziye Camii, Atatürk ve Redif Müzesi gibi tarihi yapıların önünden her gün on binlerce insan geçmekte ancak günlük yaşam telaşı, koşturmacası arasında bu tarihi yapılar kentte yaşayanların tarihsel ve kültürsel anlamda ilgisini çekmemektedir. Diğer bir önemli nokta da bölgeye yoğun göçtür. 1970’lerin ortalarından itibaren, ülkenin farklı bölgelerinden istihdam umudu için büyük miktarda iç göç akışı şehrin bir alanı haline gelmiştir. Göç nedeniyle İzmit/Kocaeli, İstanbul’dan sonra nüfus yoğunluğunun en fazla yaşandığı ikinci şehir konumuna gelmiştir.
Bir başka sorun, Nikomedia kalıntıları üzerindeki bilimsel arkeolojik çalışmalar İzmit şehir merkezinde çok küçük bir alanı kapsamaktadır. Bu küçük alandaki Nikomedia bulguları bir müzede sergilenmek için yeterlidir, ancak çeşitli nedenlerden dolayı bu bulguların tamamı sergilenememektedir. Bunun ana sorunlarından biri, arkeolojik çalışmaların çok maliyetli olması nedeniyle bütçe sorunlarıdır. Diğer bir neden, siyasi önceliklerin farklılıklarıdır, ne yazık ki İzmit’in tarihi zenginliği kültürel politika bağlamında hiçbir zaman öncelikli bir gündem olmamıştır. Yine, sahadaki son 30-40 yıldır plansız inşa edilen yoğun ve düzensiz konutlar, Nikomedia kültürel mirasını ortaya çıkarmayı neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Özellikle kentteki antik dönem mirasın tahrip olmasına neden olan bir başka husus yasadışı kazılar ve define avcılarıdır. Sanayi kentine sıkıştırılan antik Nikomedia’nın bilimsel kazılarla gün yüzüne çıkarılamaması, kaçak definecelerin tahribatına açık olması, yerel halkın koruma bilincini ve sahiplik duygusunu engellemektedir. Kolluk kuvvetlerinin büyük çabalarına rağmen kaçak kazı faaliyetleri tam anlamıyla engellenememektedir. Bu durum, antik dönem miraslarının ortaya çıkmadan yok olmasına neden olmaktadır.
Son olarak, Nikomedia’nın ve kültürel yönlerinin tanıtımı üzerine bazı akademik araştırmalar ve küçük ölçekli projeler olmasına rağmen, yeterli seviyede değildir. Türkiye bağlamında Nikomedia ile ilgili çok az akademik yayın bulunmaktadır. Bu da Nikomedia’nın Türk akademik dünyasının yeterince ilgisini toplayamadığını göstermektedir. Bununla birlikte, bakir Nikomedia tarihi arkeolojik ve bilimsel araştırmacılara büyük bir potansiyel getirebilir.
Bu yazımda tarihsel ve kültürel somut mirasının %90’ı hala keşfedilmemiş İzmit’in bu bağlamda yaşadığı sorunları dile getirmeye çalıştım. Sonraki yazılarımda bu sorunlarla ilgili olarak, üzerinde uzun yıllardır kafa yorduğumuz, planladığımız somut çözüm önerilerim de olacak.
Yukarıda değindiğim sorunların çözümü elbette hiç kolay olmayan, uzun vadeli işler. Ancak bu sorunlar çözüldüğünde yada çözülmeye başladığında, sanayi kenti olarak bilinen, tarihsel bilinirlik açısından Türkiye’nin en talihsiz kenti İzmit zaman içerisinde bambaşka bir kent kimliğine bürünecek, turizm sektöründe yeni iş kolları açılacak, buna bağlı olarak istihdam artacak, kent esnafı, otel ve restorantların kazançları çoğalacak ve kent estetiği tarif edemeyeceğimiz ölçüde değer kazanacaktır.
YORUMLAR